ÖRTÜNMEK GÜZELDİR !

BU BLOG BAŞÖRTÜSÜ YASAĞINA KARŞI PLATFORM OLUŞTURMA AMACIYLA KURULMUŞTUR. BİR BLOG DA SİZ AÇIN !

BAŞÖRTÜLÜLERİ YURTDIŞINA GÖNDERELİM SORUN BİTSİN

5/8/2007 · Kategori: BASORTULULERE YAPILANLAR

Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin bir konuşmuş pir konuşmuş. Demiş ki, Türbana özgürlük filan deyip durmayın yoksa bunu diyen partileri kapatırız. Bundan önce nasıl kapatılmıştı, yine öyle partinizi kapatıveririz. Sonra devam etmiş:''Türbana özgürlük ısrarı , siyasi istismar. Değil, yasalar, Anayasa değişse bile üniversite ve resmi dairelerde türbana özgürlük verilemez. AİMH de bu nedenle kapatılan partilerin yaptığı başvuruları kabul etmedi.''

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

CHP Lİ ÜYEDEN TÜRBAN HAKARETİ (VİDEO)

3/8/2007 · Kategori: BASORTULULERE YAPILANLAR

Kırşehir Belediye Meclisi toplantısında, CHP'li kadın Meclis Üyesi, başörtülü muhabiri 'Göz zevkimi bozuyor' diyerek toplantı salonundan çıkarttırmaya kalktı.

Kırşehir Çınar Gazetesi'nde muhabir olarak çalışan Fatma Alkan isimli türbanlı gazetecinin, toplantı salonunda türbanlı bulunmasından rahatsız olan CHP'li Meclis Üyesi Balcı, türbanlı gazeteciye, 'Türbanlı bir şekilde karşımda oturman göz zevkimi bozuyor' dedi.

Kırşehir Belediye Meclisi toplantısında, CHP'li kadın Meclis Üyesi, başörtülü muhabiri 'Göz zevkimi bozuyor' diyerek toplantı salonundan çıkarttırmaya kalktı.

Kırşehir Belediye Meclisi Toplantısında, CHP'li Meclis Üyesi Saadet Balcı tarafından türbanlı basın mensubuna sözlü saldırı da bulunuldu.

Belediye Meclis Toplantı Salonu'nda Belediye Başkanı Halim Çakır başkanlığında bir araya gelen meclis üyeleri, gündemdeki konuları masaya yatırırken, toplantının ilerleyen dakikalarında CHP'li Belediye Meclis Üyesi Saadet Balcı tarafından türbanlı basın mensubuna sözlü saldırıda bulunuldu.

Kırşehir Çınar Gazetesi'nde muhabir olarak çalışan Fatma Alkan isimli türbanlı gazetecinin, toplantı salonunda türbanlı bulunmasından rahatsız olan CHP'li Meclis Üyesi Balcı, türbanlı gazeteciye, 'Türbanlı bir şekilde karşımda oturman göz zevkimi bozuyor' derken, Balcı'nın bu açıklaması Ak Partili Meclis Üyesi Yılmaz Özdemir'i çileden çıkardı.

CHP'li Meclis Üyesine sinirlenen AK Partili Meclis Üyesi Özdemir, 'Gözün bozuluyorsa gözlük tak' diyerek tepki gösterdi. Toplantıda, Belediye Başkanı Halim Çakır da türbanlı gazeteciye sahip çıkarken, 'Bu toplantıya her vatandaş katılabilir. Buna kimse karışamaz' dedi. Türbanlı gazeteci Fatma Alkan, CHP'li meclis üyesinin sözlü saldırılarına rağmen toplantıyı basın masasında takip
ederken, toplantı bitiminde salondan ayrıldı.

 

VİDEOSUNU  İZLEYİN :

http://www.samanyoluhaber.com/index.php?khide=1&ghide=1&hid=47429&sec=10

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

ONURUMUZLA OYNAMAYA ÇALIŞAN ŞEREFSİZLER

3/8/2007 · Kategori: BASORTULULERE YAPILANLAR

İnancımıza dil uzatıldı, hakaret edildi, çok ağır sözlere muhatap kaldık ama böylesi görülmedi! İnancımızdan yola çıkarak namusumuza aynı anda yapılan ağır saldırıya, büyük tepki var!!
Kamuoyuna sesleniyoruz!

Lütfen sağduyulu, akıllı ve sabırlı olun!

Hürriyetin Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkökün kökü dışarda mahvillerin içerdeki kuklalarına verdikleri görev gereği analarımıza, bacılarımıza ve namuslarımıza dil uzatan yazısı tüm akıl sahiplerinde hayrete ve infiale yol açtı!

Bunu gelen on binlerce tepki mailinden biliyoruz!

Şimdi bazı fırsatçılar önceden yaptıkları gibi bazı ortamlara zemin hazırlamak için Uğur Mumcuyu, İpekçiyi, Üçok ve diğer fikir adamlarına yaptıklarını bu aşağılık adam Özkökede yapabilirler ve bundan müslümanları sorumlu gösterebilirler!

Bu oyuna gelmeyin!
Sakın gelmeyin!!

Tepkinizi fax, mail, telefon ve faxlarla bildirin!

Bu adam böyle bir yazıyı tehdit etsen yazmaz!!
Yazamaz!
Aklı kabul etmez!

Peki neden bu yazıyı yazdı yada yazdırıldı?

Bu tür provakatör yazılar ancak bazı planların arefesinde ortaya çıkabilir!

Son gelişmelere dikkat!

Sauna çetesi, Milli Güvenlik Siyaset Belgesinin basına sızdırılması ve sonra sözde çökertilen bir çetenin elinde bulunması, Şemdinli olayları ve savcının görevden değil, meslekten ihracı, Demirel’in örtü açıklaması, Sınır ötesi harekat ve sınıra asker yığılması, yeni terör yasasının meclisten çıkartılmak istenmesi ve diğer bazı detaylar!!

Biz bu oyunu bozacağız!
Hep birlikte!
Kimseye kanlarımız ve gözyaşlarımız üzerine iktidar ve saltanat kurdurmayacağız!
And içtik!

PEKİ ÖZKÖK NE YAZMIŞTI!!


Önce Demirel, 'başörtülüler Arabistan'a gitsin' dedi.. Ardından cuntanın satılık kalemi Hürriyet'in başyazarı Casanova'ların örtülülere karşı duyduğu 'ilgiyi' köşesine taşıdı!
Özkök, Pazar günü PAZAR YAZISI adlı köşesinde yazdığı çirkin yazıda örtülü hanımlara dil uzattı.. Bu yazı gazetenin internet sitesinde ayrı, Hürriyetin avrupa baskısında ise farklı şekilde değiştirilerek basıldı..

Web sitesinde gayet masum olan ifadeler..( ki bu ifadeler değiştirildi )
Hürriyetin avrupa baskısında ise hiçbir değişikliğe uğramadan orjinal haliyle basıldı!

Hürriyetin internet basıkısında adı geçen yazar, şu şekil yazıyor:
Geçenlerde uzun yıllardan beri tanıdığım bir arkadaşımla sohbet ediyorduk. "Biliyor musun, türbanlı kadınların psikolojisini merak ediyorum" dedi.
Son zamanlarda başka arkadaşlarımda da buna benzer ilginin yükselmekte olduğunu görüyorum.

Bu onursuz, devşirme, avrupa baskısında yayınlanan aynı yazının, orjinal değişmeyen kısmında ise aynen şöyle diyor;

Geçenlerde uzun yıllardan beri tanıdığım bir arkadaşımla sohbet ediyorduk. Hadi biraz daha ayrıntı vereyim.
Kadınlarla ilişkisi Casanova sınırlarında dolaşan bir arkadaşım.

Çapkın kelimesini çok banal ve aşağılayıcı bulduğum için, evrensel bir benzetmeye sığındım. Biliyor musun, türbanlı kadınlar ilgimi çekmeye başladı
dedi.. Son zamanlarda başka arkadaşlarımda da buna benzer ilginin yükselmekte olduğunu görüyorum.



Şerefsiz, onursuz, haysiyetsiz adam!
Sen kimsin?
Senin bir arkadaşım dediğin o karnaval çocuğu kim? Öyle biri var mı? Yoksa sen mi öylesin?
GAZETENİN TÜRKİYE BASKISI ELİMİZDE, AVRUPA BASKISI ELİMİZDE, İNTERNETTE YAYINLANAN YAZI ELİMİZDE...

Kaçarınız yok!
70 milyon vatan evladının huzurunu bozan, namusuna dil uzatan bu yazınla alakalı gerekeni yap! Tepkilerden dolayı sitenizin irtibat bölümü devre dışı kaldığını biliyoruz!
Hürriyetin yıllar önce çökertilen sitesinin başına gelenleri hatırlatıyoruz!

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

BİR SUBAY EŞİNİN DEDİKLERİ

3/8/2007 · Kategori: BASORTULULERE YAPILANLAR

Tesetturlu bır kız alısveriş için gırmek ıstediği bir mağazanın önünde duran bayandan geçmek için müsade ister.Kadın tuhaf bir şekilde kızı süzerek"tabi buyrun önden siz geçeceksinız artık" der.Kız şaşkınlıkla "nasıl yani ne demek istediniz anlayamadım"der.Kadın"uzulme canım zamanla anlarsın"der.Kız da"zamana bırakmayalım buyrun acıklayın" der.kadın"pekı canım.Şoyle soyliyeyim san.Artık başta sizin hükümetiniz var her istediğiniz oluyor önden siz geçeceksiniz tabı"der.Kız da"bızım hukmetımız basımızda oldugu ıcın mı ben okuyamıyorum"der.kadın gayet sakın"basını ac oku"der(hasbinallah).Kızcagız gayet sakin "ben ımam-hatip mezunuyum"der.Kadın bunun uzerıne şoyle der."ben çapada bır doktorum ve sen asla bır doktor olamıyacaksın der"kızın yuzundekı şok ıfadesını tahmın edebılısınız sanırım.Kız bunu uzerine "şimdi belki ama bu devran boyle donmeyecek der"ve kadın ordan cıkar gider.

2 dakıka sonra biraz ilerideki magazada tekrar karsılasırlar.kadın aldıgı kıyafetlerle kızın yanına gelir ve der kı"zevklerimız aynı,aynı yerden gıyiniyoruz".Kız "ama goruslerımız cok farklı"der.kadın aaa olur mu lahavle vela kuvvete bende muslumanım der))(olaya bakın sahadet getrılerek musluman olundugunu bıle bılmiyor).Neyse ve devam eder kadın;ama sız neden boyle yapıyorsunuz der kadın kıza."kız ben ne yapıyorum kı" der.kadın"ataturk bole mı ıstedı der"kız kadının anladıgı dılde konusmaya calısır"ataturk cahıl kalmamamızı ıstiyordu bende okumak ıstiyorum."Kadın devam eder"aç başını oku der.kız sinirlenir ama belli etmez "hanım efendi bu başörtü benim dini inancım,ozgurlugum kim buna engel olabılır kı"der ve kadının kullandığı ifade aynen şu"benim eşim subay ve eşim var oldugu surece sız aslaaa basortusu ıle okuyamayacaksınız.der ve cekıp gider....


Bunu bir yerden okudum bir konu dikkatimi çok çekti sizlerle de paylaşmak istedim....Aslında hepimiz oların boyle oldugunu biliyoruz ama goruyormusunuz muslumana ve tesetture olan kin ve öfkeyi........Tanımadığı bir kişiden geçmek için musade isteyen bir bacımız nasıl da hor gorulup hakaretlere maruz kalıyor.....Bu daha tek bir ornek bunun gibi her gun onlarcası yaşanıyor...Düşünün ki bu doktorun tesetturlu bir çok hastası var nasıl muamele de bulunacak onlara............

ALLAH'ım senin yoluna baş koymuşlara,dinini yuceltmek için uuğraşanlara yardım et.......
ALLAH'ım sen her şeyi gorensin bilensin senin dinine karşı olanları rezil,rusva et.Onları iki cihanda zelil ve perişan eyle..........

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

HEM SUÇLU HEM GÜÇLÜ

3/8/2007 · Kategori: BASORTULULERE YAPILANLAR

Hem suçlu hem güçlü

Bazı resmi ağızlar ile TÜSİAD gibi sivil toplum örgütlerinin sözcülerinden sık sık şuna benzer sözler işitir olduk: "Dünya ve ülkemiz çok nazik bir dönem yaşıyor, ülkenin huzur ve istikrara, kalkınmaya, işsizlik, açlık, terör gibi problemlerin üstesinden gelmeye ihtiyacı var; bu durum içinde ikide birde başörtüsü, İmam Hatip Okulları, laiklik gibi konuları gündeme getirmek, tartışmak ülkeye zarar veriyor, hem başörtüsü ve İHL mesele olmaktan çıkmıştır..."

Önce bir Yahudi hikayesini hatırlayalım.

Yahudinin biri incik boncuk satarak para kazanırmış. Çocuklarımızdan biri arkadaşlarına "Bu adam bizi kandırıyor, bir boncuk, bir şeker karşılığında çok şeyimizi alıyor, bundan alış veriş yapmayalım" demiş. Yahudi, çocukların bu sözden etkilendiklerini görünce kimse görmeden çocuğa bir çimdik atmış, canı yanan çocuk ağlayacak iken kendisi yüksek sesle ağlamaya ve bağırmaya başlamış, büyükler gelip durumu anlamak isteyince de "Bu çocuk bana çimdik attı ve hakaret etti" diye şikayetçi olmuş, büyükleri çocuğa bir tokat atıp oradan uzaklaştırmışlar.

Kıssadan hisse: Kim çimdik atıyor, kim ağlıyor; kim o problemleri çıkarıyor ve kim durmadan gündemde kalmasını ve asla çözülmemesini istiyor ve çözüm isteyen mağdurları susturmak için "Bunlar hala konuşuyor?" diyerek şikayetçi oluyor? Bu soruların cevapları üzerinde düşünmemiz gerekiyor.

Halk İmam Hatip gibi bir okul istedi, zamanın hükumetleri de bu okulları açtılar. Halk bu okullarda okuyan çocukların hem dinlerini öğrenip uygulamalarını hem de isteyenlerin din görevlisi, isteyenlerin de başka tahsiller yaparak başka bilgi, iş, bürokrasi ve meslek dallarına intisap etmelerini istediler. Dine veya dindarlaşmaya kaşı olanlar ise bu okullardan mezun olanların yalnızca din görevlisi olmalarını istediler. Bu isteklerden biri meşru (demokratik, hak) oluyor da diğeri niçin olmuyor? Biri hakkında konuşmak, tartışmak caiz oluyor da diğeri hakkında niçin caiz olmuyor?

İmam Hatiplerden mezun olan veya başka okullardan mezun olup da dindar olan kızlarımız başlarını örterek okumak istediler, bir süre de okudular, hiçbir problem çıkmadı; başını örtenler ile örtmeyenler kamplara bölünüp kavga etmediler, aralarında dost ve arkadaş oldular, başını örtenler çetesi hiçbir zaman oluşmadı... Ama ülkede huzur, hak ve hürriyet olmasından rahatsız olanlar başörtüsünü yasaklayarak fitili ateşlediler; yani çimdiği attılar, çimdik yiyen çocuklarımız (başörtüsü mağdurları) ağlayacak olunca da kendileri daha yüksek sesle ağlamaya, bağırıp çağırmaya, "Bunlar durup dururken mesele çıkarıyorlar, huzur ve istikrarı bozuyorlar" demeye başladılar. İHL için de durum aynıdır.

TÜSİAD sözcülerini dinlerken, bunca okumuş yazmış insanların nasıl bu hale geldiklerini düşünmeden edemiyor insan. "Ülkenin kalkınmasından başka hiçbir şey konuşulmamalı, tartışılmamalı, problem edinilmemeli" imiş. Tabii kalkınmadan maksatları da ekonomik; yani maddî. Peki insan yalnızca maddeden mi ibaret; insanın yeme, içme, giyinme ve çiftleşmeden başka bir ihtiyacı yok mu? Ahlak, san'at, din yalnızca insanlara ait değil mi ve insanların bu alanlarla ilgili ihtiyaçları, talepleri, problemleri olmaz mı? Eğer insanlar farklı din, ahlak, san'at anlayışları içinde bir arada yaşayacaklar ve buna rağmen huzur ve istikrar olacaksa bunun da bazı kuralları olması gerekmez mi? Bu kuralları yalnızca bir taraf (kesim, görüş, yaşayış ve inanış sahipleri) belirler, diğerlerini susturmak ve bastırmak isterlerse bunun sonu neye varır?

Diyelim ki ortada bir hasta var, ağrı çekiyor ve inliyor, biri de sağlıklı, dinlenmek için uyumak istiyor ve inleyenin sesinden rahatsı oluyor. Şimdi çözüm nedir? Tabii birçok çözüm yolu söylenebilir ama insafı ve vicdanı olanların "Ey hasta inleme, sesini çıkarma, ben uyuyacağım, sus" demeleri mümkün müdür? En makul çözüm hem hastanın acısını dindirmek hem de sağlıklının uyumasını sağlamak değil midir? İmam Hatip mezunları, İlahiyat öğrencileri, başörtüsü mağdurları memlekette huzursuzluk çıksın diye mi inleyip ağlıyorlar, yoksa acı çektikleri, mağdur oldukları için mi? Sebebi apaçık ortada iken "Biz sizi yaraladık ama inleyip ağlamaya hakkınız yok, huzurumuzu bozmayın" demek hangi kitaba sığar?

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »