ÖRTÜNMEK GÜZELDİR !

BU BLOG BAŞÖRTÜSÜ YASAĞINA KARŞI PLATFORM OLUŞTURMA AMACIYLA KURULMUŞTUR. BİR BLOG DA SİZ AÇIN !

BAŞÖRTÜSÜZ ASLA

5/8/2007 · Kategori: GERCEK BASORTUSU HIKAYELERI

Esra, 12 yaşında. Ailesi ile birlikte Kartal'da ikamet ediyor. Başörtülü olarak okula alınmadığı için o da okula gitmiyor. Kaymakam, öğretmen, muhtar ve bir din görevlisi evlerine gelmiş, babadan kızını okula göndermesini istemişler. Baba da "Başörtüsü ile okumasına izin verin hemen göndereyim, demiş. Başörtüsü bizim inancımızın gereği. Başörtüsüz kızımı okula göndermem." Esra da "Başörtüsüz okula gelmek istemediğini" bildirmiş.

Hürriyet ve Milliyet, haberi kız çocuklarının karanlığa mahkumiyeti olarak vermiş ve bundan da belli ki "babanın dini yaklaşımları"nı sorumlu tutmuş.

Oysa eğitimsizlik karanlığa mahkumiyet olarak görülüyorsa ve okumayı çok isteyen bir kız öğrenci eğitim için tek şartının başörtülü olarak okuyabilmek olduğunu söylüyorsa, eğitimi aynı derecede önemseyen insanlara düşen şey, o çocuğun dilediği gibi okumasına imkan sağlamaktır. Yani başörtülü olarak ise başörtülü olarak, başka türlü ise başka türlü...

Bir çevreden "Ama olmaz ki..." itirazının yükseldiğini duyar gibi oluyorum. "Ama olmaz ki... Çünkü yasak var." Yasağı siz koydunuz, siz kaldırabilirsiniz. Allah'ın emri değil ya... (Allah'ın emri olsa daha kolay kaldırılırdı değil mi?) Eğer eğitim her şeyden öncelikli ise... Ama yasaklarınız her şeyden öncelikli ise, çocukların karanlığa mahkum olması sizi tedirgin etmez. Sadece suçlayacak babalar, anneler, çocuklar bulursunuz. İçinizin gazeteye böyle manşet atmakla rahatladığına inanırsınız. Oysa ötede bir çocuk, bir aile daha boğulur, ruhunuz duymaz.

Kaç bin kız öğrenciye üniversite kapıları kapatıldı, o çocuklar sırf aydınlık peşinde koştukları için başka ülkelerin kapılarını çaldılar. Ama Esra o imkanı da bulamayabilir ve oluşturduğunuz karanlıkta boğulur. Ne yapsın Esra?

"Kızım, sen dini duyarlılıklarını bir kenara bırak. Sayın bilmem ne bey, sen de baba olarak dini duyarlılıklarını bir kenara bırak. En önemli olan bizim yasaklarımızdır. Yasaklarımıza boyun eğ ve.... ve... ve..."

Evet, bu dayatma sonucu bu memlekette bir çok kız öğrenci başörtülerini çıkardılar ve eğitimlerini öyle sürdürmeyi tercih ettiler. Ama gidin bakın, hepsinin içi kan ağlıyor ve özgürlük için en küçük bir ışık görseler, hemen başörtüleriyle buluşacaklar. Fakat karanlık sürüyor.

Buna karşılık, üniversite seviyesinde bir çok kız öğrenci Avusturya'da veya Avrupa'nın herhangi bir ülkesinde başörtülü olarak üniversite okumayı tercih etti, çünkü, kendi ülkesinde okuyamıyor.

Bütün bunlar geldiler üniversite kapılarına ve onlara "Sen bu halinle burada okuyamazsın" denildi. Yani "karanlıkta kal" denildi.

Bugün birileri, onların Avrupa'da bile okuyamaması için her başörtüsü yasağını içleri pır pır uçarak Türkiye'ye duyuruyorlar.

Ne bu?

Tek çare dayatma mı başörtüsünü dini bir görev olarak telakki eden kız öğrenciler ve aileleri eğitime sevketmek için?

Her alanda özgürlük imkanları oluyor, sadece başörtü alanında karanlık sürüyor. Niye? Çünkü Avrupa Birliği'nin bu alanda hassasiyeti yok. Hatta Avrupa Birliği, İslam konusundaki özel tavrı sebebiyle bu yasağın sürmesinden yana...

Şayet AB yasağın kalkmasını isteseydi, başörtüsü yasağı da kalkacaktı. Kimsenin de gıkı çıkmayacaktı. Ama Müslümanlık konusunda AB tarafgirliği, bizdeki yasakçı zihniyetle buluşuyor ve bu, kızlarımız için "karanlığa mahkumiyet"e dönüşüyor.

Ne yapsın baba?

Ne yapsın Esra?

"Benim inanç değerlerimi önemsemediğiniz sürece, sizin vereceğiniz eğitimi almak istemiyorum" gibi kendi kudretince bir sivil itaatsizlik geliştirmeye çalışıyor. Bu sade bir vatandaş. Bir baba, bir çocuk. Türkiye'nin yüreği hala, bu insanların inanç özgürlüklerini karşılayacak kadar genişlemedi mi?

Doğu - Güneydoğu'da, yaşları ilerlemiş ama okuma yazma öğrenememiş hanımlar, başörtülerine, giyim kuşamlarına müdahale edilmeksizin kurslara katıldılar. Ama kız çocukları üzerindeki mülkiyet iddiasından vazgeçmiyor birileri devlet adına... Her şey özelleştiriliyor, anneler - babalar olarak çocuklarımızı özelleştiremedik.

Belki yarın jandarmayı gönderir, aldırırlar çocukları evlerinden...

Alın o zaman bir başka eğitim ve devlet toplum ilişkisi faciasını...

Oysa küçücük bir jest gerekiyor.

-Gelin çocuklar, hangi giysi içinde olursanız olun, gelin. Gönderin çocuklarınızı ey anneler - babalar, neyi nasıl giydikleri hiç önemli değil, yeter ki eğitim alsınlar...

Sadece bunu diyeceksiniz.

Bunun için geniş bir yürek lazım değil mi?

İşte sınav da bu...

Henüz birilerinin yüreği bu ölçüde genişleyemedi ve sancı devam ediyor. Esralar'ın çilesi de...

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

« Önceki :: Sonraki »