ÖRTÜNMEK GÜZELDİR !

BU BLOG BAŞÖRTÜSÜ YASAĞINA KARŞI PLATFORM OLUŞTURMA AMACIYLA KURULMUŞTUR. BİR BLOG DA SİZ AÇIN !

CUMHURBAŞKANLIĞI

3/8/2007 · Kategori: NEDEN YASAK

1980 askeri darbesinin cunta yönetimi tarafından geniş yetkilerle donatılan Cumhurbaşkanlığı makamının ideolojik işlevselliği, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer şahsında netlik kazandı. Kendisini hükümet karşısında tek başına muhalefet partisi gibi konumlandıran Cumhurbaşkanı Sezer, uygulamaları ile sadece hükümeti değil, hükümetin temsil ettiğini düşündüğü tüm değerleri hedef aldığını gösterdi. Çankaya Köşkü’nü başörtülü kadınlara kapatması ve yasağı uygulama pahasına uluslararası arenada siyasi nezaketsizlik şeklinde yorumlanan tavırlar takınması, bu durumun en somut göstergesi oldu.

 

Daha önceki yıllarda hükümette yer alan bakanların eşlerine yönelik davetiye ambargosu uygulayarak, Çankaya Köşkü’nün kapılarını başörtüsüne kapatan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 2006 yılında, yasağın alanını genişleterek, ayrımcılığına uluslararası bir boyut kazandırdı. Yılın ilk haftasında yaşanan olay, sonrasında nasıl bir seyir takip edeceğini de ortaya koyar mahiyetteydi. Sezer’in eşi başörtülü olan Afgan Cumhurbaşkanı Karzai'yi Türkiye'ye eşsiz davet ettiği ortaya çıktı. Sezer bu tavrını Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı'nın resmi açılış töreni öncesinde tüm konuklara “tek kişilik” davetiye göndererek sürdürdü.

 

Kendisinin davetiyle Ankara’ya gelen İsveç Kralı Gustav ve eşi Kraliçe Silvia’nın İsveç geleneklerine göre verdiği yemeğe TBMM Başkanı Arınç ve bazı bakanların başörtülü eşlerinin de davetli olmaları nedeniyle katılmaması ise diplomatik nezaketsizlik olarak nitelendirildi. Köşk, yıl boyunca verilen tüm resepsiyonlarda, kapılarını başörtülü kadınlara kapatmaya ‘laik’ bir hassasiyetle devam etti. 

 

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in başörtüsü konusundaki diğer bir uygulaması “başörtülü eş” kriteri oldu. Bürokrat atamalarında bu kriteri itinayla uygulayan Sezer, gerektiğinde apartman kapıcılarından istihbarat bilgisi almaktan da çekinmedi. Uygulama, 2006 yılında ilk kez 17 Ocak’ta ‘muhbir komşu’ haberleriyle gündeme geldi. Sezer’in, kararnamesi Çankaya Köşkü'ne gelen bir bürokrat hakkında komşularından bilgi toplattığı öğrenildi.

 

“Başörtülü eş” kriteri daha sonra Merkez Bankası atamalarında sık sık gündeme geldi. Cumhurbaşkanı’nın hükümetin kararnamesini köşke yolladığı TRT Genel Müdür adayı Ruhi Özbilgiç hakkında oturduğu evin kapıcısından istihbarat topladığının kamuoyuna yansıması; Köşk tarafından yürütülen istihbarat çalışmalarının hangi boyutlara vardığının kısa bir özeti oldu.

 

Başörtüsü karşısında son derece sert bir tutum sergileyen Çankaya’nın kapılarının  4 Aralık 2006 tarihinde başörtüsüne dil uzatanlara karşı sonuna kadar açılması ise son derece düşündürücüydü. Kadınlara genel seçimlere katılma, milletvekili seçme ve seçilme hakkı verilişinin 72’nci yılı dolayısıyla Çankaya Köşkü'nde yapılan etkinlikte, Cumhurbaşkanı’nın eşi Semra Sezer, sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’a “Atatürk'ün izinde Bir Ömür” ödülü verdi. Çığ’ın son kitabında “Sümerler döneminde başörtüsünü fahişeler takardı” ve “Camilerde seks odaları açılmalı” gibi birçok ahlak dışı ifadelerle İslam’a ve Müslümanlara yönelik hakaretlerde bulunması ve bu nefreti sayesinde de İslam karşıtı tavır sergileyen birçok kesim tarafından baş tacı edilerek, ödüllendirilmesi; Çankaya’daki ödüle de başka bir anlam katıyordu.

* * *

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, yıl boyunca birçok kez “laiklik” mesajı verip, dini taleplere karşı kayıtsız kalırken, bu tür talepleri dile getiren kamu çalışanlarını ise soruşturmalarla cezalandırdı. Resmi ideolojinin sözcülüğünü en üst düzeyde üstlenen Sezer, muhalif sesleri susturmak için özellikle yetki alanının dışına çıkarak soruşturma talimatları vermesi, “hukuk”tan ne anladığını da gösterir nitelikteydi.

 

31 Ağustos’ta dini eğitimin yetersizliğinden şikayet eden Eğitim-Bir-Sen Tokat Şube Başkanı Bedrettin Mumcu hakkında soruşturma talimatı veren Sezer, İstanbul’daki bazı belediyelerde başörtülü eleman çalıştırıldığı yönündeki iddialar üzerine de inceleme başlatılması talimatı verdi.

 

Yıl içinde yaptığı tüm konuşmalarda, sürekli ağır bir “laiklik” vurgusu yapan Cumhurbaşkanı, toplumsal sorunlar karşısında yasakçılığı savundu. 13 Nisan 2006’da Harp Akademileri Komutanlığı'nda konuşan Sezer, irticai tehdidin kaygı verici boyutlara vardığını söyledikten sonra “laik Cumhuriyeti korumak amacıyla” temel hak ve özgürlüklerin, inanç ve ibadet özgürlüklerinin sınırlandırılabileceğini iddia etti. Sezer başörtüsü yasağını savunma mahiyetteki bu iddiasını yıl boyunca çeşitli toplantılarda tekrarladı.

 

Laikliği dogmatikleştirdiği halde İslam’ı dogmatik olmakta suçlayan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in başörtüsü yasağında ortaya koyduğu baskıcı ve ayrımcı tavır, 12 Eylül darbesinin zeminini sağlamlaştırdığı Köşk’ün, sistem açısından ne kadar değerli olduğunu da ortaya koyuyordu. İşte bu yüzden 2007 yılının gündem maddeleri arasında ilk sıralarda yer alan Cumhurbaşkanlığı seçimi, 2006 yılı için bir gerilim kaynağı olduğu gibi, 2007’de de önemli bir gerilim hattı oluşturacaktır. Özellikle eşi başörtülü bir kişinin Cumhurbaşkanı olması konusuna gündemine kilitlenen tartışmalarda, kimin ne söylediği; bir nevi turnosol kağıdı işlevi görecektir. Bu durum, tıpkı başörtüsü yasağı karşısında alınan tavırlar gibi, safları netleştiren bir özellik taşımaktadır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

« Önceki :: Sonraki »